Yalancı Aşık,Dizisi,Videoları,Resimleri,İzle

Yalancı Aşık,Dizisi,1.2.3.4.5.6.7.8.9.10.bölüm,Videoları,Resimleri,Müziği,Seyret,Ahu Türkpençe,biyografisi,hakkında

21 Temmuz 2008 Pazartesi

YALANCI ASIK DIZISI AHU TURKPENCE

YALANCI AŞIK AHU TÜRKPENÇE
Ahu Türkpençe 2 Ocak 1977 tarihinde Samsun şehrinde doğdu. Tiyatroya büyük bir haz duyan fakat onsekiz yaşına kadar tiyatro ile hiç uğraşmayan Ahu, bu yaşından sonra çok yakın bir arkadaşının yardımı ile Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nin elemelerine girdi.

Müjdat Gezen Sanat Merkezide girdikten sonra Yıldız Teknik Üniversitesindeki gördüğü Fizik eğitimini dondurdu . Msm'ye girdiği ilk sene dışarıda çalışılmasına izin verilmiyordu . Diğer senelerede Ahu "Yedi Numara" ve "Azad" gibi televizyon dizilerde oynadı. Bir istanbul masalı adlı diziyle herkes tarafından tanınan birisi haline gelen güzel oyuncu şöhret adlı diziyle başarısını devam ettirdi. "Neredesin Firuze" ile sinema dünyasıyla tanıştı.

19 Temmuz 2008 Cumartesi

YALANCI ASIK DIZISI AHU TURKPENCE

YALANCI AŞIK DİZİSİ AHU TÜRKPENÇE
OYUNCULARIN EGOSU ÇOK ŞİŞİK
Başarılı oyuncu Ahu Türkpençe , meslektaşlarına verdi veriştirdi. Oyuncuların egolarının çok şişik olduğunu vurgulayan Türkpençe şöyle konuştu: "Benden yaşça küçük olanlara da yaşça büyük olanlara da meslektaşım olarak bakıyorum. Hepimizin birbirimizden alabileceği çok şey var, birbirimize öğretebileceğimiz çok şey var. Öyle kimse kimseyi daha yukarıda, daha aşağıda görmüyor. Bu aynı zamanda işe de yansıyor."

ÇOK ÖZEL DEĞİLİM

"Herkes ego, ego etrafta dolaşıyor" diyerek sadece Türkiye `de değil dünyada da insanların böyle hareket ettiğini vurgulayan Türkpençe, bunu kesinlikle doğru bulmadığını sözlerine ekledi. Genç oyuncu; "Herkes bir şey yapıyor. Ben sizden ya da başkasından farklı değilim. Çok özel hiç değilim" dedi.

15 Temmuz 2008 Salı

YALANCI ASIK-AHU TURKPENCE'DEN DOBRA DOBRA

AHU TÜRKPENÇEDEN DOBRA DOBRA AÇIKLAMALAR
Ahu Türkpençe Niye…Ben … Yalnizim yine…Sebebi cok acik; en basta ben vazgectim kendimden.. Ama olasiliklar cogaliyor.. mutsuz sonlar daha cok satiyor, hem talep edilen de bu…Bir de sanirim en cok gozyasi hatirda kaliyor…Mutlu anlar bir yana, acilar sanki daha bir gercek.. Nedendir bilmem.. Belki de daha cok degiyor ondan..ben.. ben istemem aslinda aglamak.. bana kalsa hep gulsek, hep hareket olsa, hep mutlu… ama hep.. iste bu hepler olduruyor adami!!
Neden dersen, hep dedirten bir oncesinin cabuk silinmesi aslinda.. cabuk siliniyor ve bir yenisi icin yer oluyor .. hep.. herzaman..
Oysa kotu anlar oyle mi! Tam tersi oyle bir oturuyor ki adamin cigerine.. Acisi oyle buyuk oluyor ki.. Bitmiyor.. Unutmuyorsun.. Unutamiyorsun.. Acida cabuk kavrami yok oluyor.. İste sebep budur ki, cabuk gecmedigi ve hatta hala orada oldugu icin bir yenisini istemiyorsun, tabi haliyle aci araliklari da uzak oluyor.. Hem hic olmasa da oyle bir talebin olmaz canina minnet.. Yaa iste boyle…
Bir de hep leri bekleyen , bu bekleyisle kanayan ve cani aciyanlar var ki.. Ben o kategorideyim sanirim…
Hem hep olsun istiyorum.. Gulelim, bakalim.. Hep sarili kalalim hayata.. Birbirimize.. Hep, hem de hic ugrasmayayim kendiliginden olsun istiyorum.. Bir parca yorgunum belli ki.. Biraz durmak istiyorum.. Hic caba sarfetmemek ama yine de.. inadina mutlu olmak istiyorum…istiyorum!!
Olmazlarim o kadar cok ki… Basta sensiz olmaz.. sonra…Bitmez.. Yazmakla bitmez…Ama en basta sen!

Ahu Türkpençe İnsan dedigin icinden cikilmaz bir muamma.. Ve zor be kardesim! İnsan olmak da zor!… Yasamak da.. Gulmek de… durmak da zor!! Bazen hersey zor anlayacagin!
Ama yine de bosvermek ve ayaga kalkmak, hoppidi hoppidi gobek atmak gerek… hatta onceden zorla gulup bunyeyi afallatmak, vucudu kandirmak, sonrada gercekten gulmek…
Vazgecmek niye en kolayi.. Neden hersey icin caba gerekiyor.. nedir Allah askina bedava olan!.. ne ya.. ne!!!Bana sorarsan en kolayi; sucu bir baskasina atmak, kizmak etrafa…herseyi firlatmak.. baskasina zarar vermek.. onun canini sikmak.. bunu aglatmak.. sununla ugrasmak… iste en guzel kacma yolu daha ne olsun…
Ne mi olsun.. iyilik sagilik iste ne olsun :)
Bulamadigim ne peki.. o yuce cevap ne.. ne ulan neee!!Olum kayitlara gececek olan.. cok bok, konusmasi bile, ama belki de aradigimiz bu!!
Hep istemez mi insan cekip gitmeyi.. al iste gitmenin en aglasi!! daha otesi mi var.. aradigimiz cevap bu…Biraz urkutucu ve cesaret isi… O yuzden mi bilmezden geliyoruz.. neden ki ihtimaller disi olum.. o da bir cevap hatta dogru cevap !
Belki de dogrunun kolay olmamasidir canimizi sikan…
Her seyin bir basi ve sonu varsa.. Eninde sonunda diyorsak.. hatta hep o sona ulasmak icin cabaliyorsak.. İste cevap.. Ama yemiyor tabii!
Madem cevabi biliyorum.. Yapmam gereken ne?
Bendeki cevap ne yazik ki ihtimaller disi.. Yapmam, yapamam… korkakligimdan mi.. Yoksa buldugum cevabi sevmedigimden mi..Yoksa …
Daha hazir degilim de ondan mi… Peki hazirlik gerekir mi ki bu sona.. Elbette hersey bitiyor…
Bu da dusunmesi ayri bir sikinti… Hersey bitiyor… Bitiyor ne yazik ki.. Ya herseyden once ben tukenirsem… ki bu dogru bir son olur.. hatta olmalidir bence.
Herseyden once ben tukensem ne guzel olur valla…Ama hersey sirayla… Once sevgi, once ask, once yasam…Tukenmek …yine en sonda anlayacagin.
Her yoklugun karin agrisi bana
Seni seviyorum
Ne dersen de
Ben seni seciyorum
Uyanmamin bir anlami olsun diye
Her gece sabaha seni diliyorum
Cunku en basit haliyle
Ben seni seviyorum.

13 Temmuz 2008 Pazar

Yalanci Asik Dizisi Ahu Turkpence Resimleri

Yalancı Aşık başrol oyuncusu Ahu Türkpençe'nin resimleri yandadır.



Yalanci Asik Dizisi Ahu Turkpence Reklam Roportaji

Ahu Türkpençe İle Reklam Röpörtajı
En son Duru sabun ve Duru şampuan reklamlarında izledik Yalancı Aşık Başrol Oyuncusu Ahu Türkpençe'yi. Markamız gibi duru bir, güzelliği var ve dergimizin ilk sayısında da onunla söyleşi yapalım istedik. Ahu Türkpençe, oyunculuğa nasıl başladığından, ailesine ve reklam filmine kadar sorularımızı yanıtladı.

Ögrendik ki, o da "Evyap Ailesi"ni çok sevmiş.

Sizi "Bir İstanbul Masalı" dizisiyle tanıdık. Oyunculuğa nasıl başladınız?
Üniversite sınavlarına girdim ve Yıldız Teknik Üniversitesi Fizik BöIümü'nü kazandım. Öğrenciliğim devam ederken bir yandan da pandomime gidiyordum. İki sene pandomim yaptım. Okulumun üçüncü yılında, sahnenin beni daha çok mutlu ettiğini fark ettim. Bir an evvel okuldan çıkıp, sahnede bir şeyler yapmak istiyordum. Okulumu bıraktım ve Müjdat Gezen Sanat Merkezi (MSM) Sınavlarına girip, kazandım. MSM Tiyatro Bölümü'nden mezun oldum. Dört Yıllık bir okul ve okulun ilk yılında çalışmamız yasaktı. İkinci yıldan itibaren hem televizyon hem de tiyatro oyunlarında oynamaya başladım. TRT'de çocuk programında sunuculuk yaptım. Yine TRT'de yayınlanan "Yedi Numara" sonra "Güzel Günler" ve "Azat" adlı dizilerde oynadım. Yaptığım bir iş, sonrakinin referansı oldu ve "Bir İstanbul Masalı" dizisi ekibinden teklif geldi. Geniş kitleler bu diziyi izlediği için, insanlar beni bu diziyle tanımış oldu.

Neden pandomimle başladınız?
Pandomim, tiyatronun bir dalı ve mimiklere dayalı sessiz
bir oyundur. Burada vücuduna ve mimiklerine daha çok
önem vermen gerekiyor. Pandomimle başlamış olmam
benim şansımdır. İlk önce vücudunu eğitip, kasların üzerine kafa yorup, vücuduna esneklik kazandırıyorsun. Sahnede çok rahat parende atıp, amuda kalkacaksın, top
çevireceksin. Bunların olması gerekiyor. Benim duygum var, oynayayım demekle olmuyor.

Çok iyi bir ekiple çalışıyorsunuz. Ekiple ilişkileriniz nasıl?
Kendimi çok şanslı hissediyorum. Çünkü çok iyi insanlarla çalışıyorum. Onlar yılların oyuncuları ve 'aramızda mesafe olmalı' demiyorlar. Hepsi hayatın içinde, çok güzel insanlar. Set arasında diziyle alakası olmayan konular hakkında sorularımı yanıtlayıp, deneyimlerini aktarıyorlar. Arsen Gürzap'a diyaloglar ve Esma karakteri üzerine tıpkı öğretmene soru sorarmış gibi sorularımı sorar ve cevaplarını alırım.

Esma karakterinde kendinizden bir şeyler buluyor musunuz?
Hayır. Bizim tek ortak özelliğimiz, ortanca çocuk olmamız. Esma bana göre daha durgun ve daha sakin. Ben daha canlıyım. Çabuk sinirlenirim, çabuk gülerim. Hemen
unuturum, kin tutamam. Esma durgun, her şeyi içinde yaşıyor. Unutmuyor, biriktiriyor. Esma sanki benden daha büyükmüş gibi davranıyor. Bana herkes "aynı Esma gibi"
diyor, ama değilim. Onlar beni bilmiyor, canlandırdığım karakter gibi görüyorlar. Bunun dışında çok farklı bir şey oynayayım, desinler ki; burada da çok farklı oynuyor. Başka farklı bir rol olsun orda da oynayayım ve insanların aklında şu olsun: "Biz Ahu'yu çağıralım. o, bu karakteri canlandırır." desinler. Bir doktoru oynuyorsun bundan sonrada hep böyle rolleri sana veriyorlar. Sanki sen doktormuşsun başka bir şey yapamazmışsın gibi. Senin oyuncu
olup olmadığına bakılmıyor, neyi canlandırdığına bakıyorlar, bire bir sen oymuşsun gibi davranıyorlar.

Ailenizi bize biraz anlatır mısınız?
Abim bilgisayar mühendisi, kardeşim modern dansa gidiyor. Babamı kaybettim ve annem de ev hanımı. Anneme çok taparım. O bana her zaman destek oldu. Benimle gurur duymasını çok istiyorum. Neredesin Firuze filminde rol almıştım. İlk sinema filmim ve annemle galasına gittik. Bir gözüm hep annemde, gözü parlıyor mu, gülüyor mu diye sürekli ona baktım. Benimle gurur duymasını çok istiyorum. O benim kızım desin, gögsünü gererek dolaşsın istiyorum.

Sinema, dizi ya da tiyatro oyuncusu olmak gibi özel bir tercihiniz var mı?
Nasıl insanlar yaptıkları işlerinin geniş yelpazesinde bulunuyorlarsa, bu benim için de geçerli. Benim işim oyunculuk. Sinema, tiyatro, televizyon oyunculuğu ya da televizyonda bir program sunmak, canlandırmak hepsi oyunculuğa dair şeyler. Hepsini yapmak istiyorum. Sıraya koyarsam en çok sinema oyunculuğunu seviyorum. Çünkü çok büyülü bir iş, tek başına değilsin, kocaman bir ekiple çalışıyorsun. Oradaki görsel efektler olsun,
müziği olsun işin boyutunu değiştiriyor. Senin oynadığının ötesinde farklı bir şey çıkıyor. Sonra tiyatro geliyor. Orada her şey çok canlı ve gerçek, kimse sana karışamıyor. "Tamam kes tekrar alalım" denilmiyor, oyunu alıp götürüyorsun. O duygu yoğunluğu giderek değişiyor, büyüyor bunu hem sen hem seyirci yapıyor. Yanlış ya da doğru yaptığını da seyirci hissediyor. Televizyon oyunculuğunu iş olarak görüyorum. Televizyon gerekli ve tamamiyle ticari. Televizyonda sanat olmuyor. Başka bir gerçek de" televizyon olmasaydı, oyuncular para kazanamayacaklardı. Tiyatrodan para kazanılmalı ki, televizyonlara kimse muhtaç olmasın.

En son "Duru şampuan" reklamlannda oynamaya başladınız? Teklifi nasıl kabul ettiniz?
Bana bir takım teklifler geliyordu ama kabul etmiyordum. Dizinin başladığı ilk yıl karar almıştım. Röportaj yapacaktım ama televizyona çıkmayacaktım. Esma'yı, insanlara inandırmam gerekiyordu ve kendimi ön plana çıkarmayan, daha çok Esma'yı destekleyici işler yapmalıydım. Duru reklamı, Bir istanbul Masalı dizisindeki Esma karakterine çok uygundu. Esma daha sakin, daha mütevazi daha duru ya... Reklamı da konuştuk. Müziği çok yumuşak ve soft bir reklam, anlattılar. Anlatılanlar Esma karakteriyle çok örtüşüyordu, onun için kabul ettim. İnsanlar da seyrettiğinde aynı Esma gibi dediler. Ondan sonra Ahu olarak şampuan reklamında rol aldım. Bundan da memnunum. insanlar da artık Esma ve Ahu'yu birbirinden ayırmaya başladı.

Markayı biliyor muydunuz?
Duru, kullandığım ve bildigim bir markadır.

"Evyap Ailesi"ne mesajlarınız olacak mı?
Evyap ailesinden çok iyi ve sıcakkanlı insanlarla tanıştım. Yaptığın iş seveceğin bir iş olmalı, işini severek yaparsan hayatada severek bakarsın, yoksa niye yapıyoruz ki. Belli ki, onlarda işlerini severek yapıyorlar. Bu yüzden bu kadar içten ve candanlar. Böyle olmaya devam etsinler.

12 Temmuz 2008 Cumartesi

YALANCI ASIK DIZISI AHU TURKPENCE ROPORTAJI


YALANCI AŞIK DİZİSİ AHU TÜRKPENÇE RÖPORTAJI
Bir yıllık suskunluğunu yeni bir dizi projesiyle bozmaya hazırlanan genç oyuncu, "Ayrı kaldığım süre boyunca İngilizcemi ilerletebilmek için bol bol kitap çevirileri yaptım. Film izledim, festivallere katıldım. Kısacası kendime vakit ayırdım, mesleğime yatırım yaptım" dedi.
"Bir İstanbul Masalı"nda canlandırdığı Esma karakteri ile tanınan Ahu Türkpençe, bir yıllık suskunluğunu yeni bir dizi projesiyle bozmaya hazırlanıyor. Yepyeni imajıyla ilk kez Kelebek’le buluşan genç oyuncu, çok özel açıklamalarda bulundu.

Sizi "İstanbul Masalı"ndaki "Esma" karakteri ile tanıdık. Ardından "Şöhret" dizisi geldi. Bir yıldır da ortalarda yoksunuz. Nasılsınız, neler yapıyorsunuz?

- Çok iyiyim, teşekkürler. Bir yıl ara vermeyi ben istedim. Çünkü uzun soluklu dizilerde rol aldığınız zaman, canlandırdığınız karakterlerin özellikleri sizin üzerinizde kalmaya başlıyor ve onun hareketlerini yapmaya başlıyorsunuz. O yüzden bir yıl ara vermek istedim ki, canlandırdığım kimliklerden arınabileyim. Bu bir yıl neler yaptığıma gelince, İngilizcemi ilerletebilmek için bol bol kitap çevirileri yaptım. Film izledim, festivallere katıldım. Kısacası kendime vakit ayırdım, mesleğime yatırım yaptım. Workshop’ları takip ettim. Uçağa atlayıp, iki gün bu programlara katılıp döndüm. Gezdim, dinlendim, öğrendim.

Eskiden, genç bir oyuncunun bir yıl ara vermesi, ekonomik şartlardan dolayı çok zordu. Ama şimdi öyle değil. İki dizi film çekmek, maddi açıdan sizi epey rahatlatıyor, değil mi?

- Hem öyle hem de ben savurganlığı seven biri değilim. Evet, kafama esti mi yurtdışına gidip gelebiliyorum ama gittiğim zaman ille de lüks otellerde kalmalıyım demiyorum. Çadırımı da alıp gidebilirim ben. Sade birisiyim, o yüzden lüks ve şaşaa bana göre değil. Herkesin "monşer, monşer" diye dolaştığı bir ortamda çok rahatsız olurum. Ben kendim gibi olmayı seviyorum. Monşerlerin ortamı beni huzursuz ediyor.

Salon kadını değilsiniz yani...

- Aynen, hiç değilim. Olamam da... Ben oyuncuyum. Mesleğim gereği çok şaşaalı ortamlarda da bulunuyorum. Bol makyaj yaptığım da oluyor, gösterişli giyindiğim de... Bu anlamda yeterince tatmin oluyorum. Mesleğim gereği bütün bu pırıltıları yaşarken, özel hayatımda sade olmayı tercih ediyorum. Zaten kişiliğim öyle. Genç kızken de kot pantolon, tişört giyip gezmeyi, çadırda konaklamayı severdim. Hálá seviyorum. Böyleyim yani...

En son ne zaman ve nerede çadırda kaldınız?

- Rock’n Coke’da kaldım. Bu yaz yine çadırımı, köpeklerimi alıp Ege’yi dolaşmak istiyorum. Bohem değil, mutlu hayatı seviyorum.

Magazin basınıyla aranız nasıl?

- Çok iyi. Hiçbir sorunum yok. Çünkü onlarla hiç karşılaşmıyorum!

Nerelerde eğlenirsiniz?

- Ben pek gece dışarı çıkmam, ama çıktığım zaman gittiğim yerler de Reina gibi yerler değildir. Çünkü bu mekanlarda benim dinlediğim müzikler çalmıyor.

Ne tarz müzik dinliyorsunuz?

- Rock... Şimdi yavaş yavaş jazz’a da ilgi duymaya başladım. Dolayısıyla gidip eğlendiğim mekanlar da ona göre oluyor.

Genç kuşaktan popüler isimler, yataktan kalktıkları gibi sokağa çıkıyorlar. Çok bakımsız, salaş dolaşıyorlar. Örnek alınan genç bir şöhretin, biraz daha kendine özen göstermesi gerekmez mi sizce?

- Yaptığınız işle alakalı bir geceye, davete gidiyorsanız, oraya giderken bakımlı ve özenli olmanız gerekir. Kot pantolonla gitmek olmaz. Bu, kendinize, yaptığınız işe saygısızlıktır. Sokakta yürürken bakımlı olmak gibi bir tavrı, kendi adıma benimsemiyorum. Bunun sebebi de özgür olabilmektir.

Peki şu an kaç yaşındasınız?

- 31...

Ben sizi Özgü Namal’a benzetiyorum. Ama Özgü çok yol kat etti. Altın Portakal aldı vs... İçten içe onu kıskandığınız oluyor mu?

- Biz Özgü ile çok iyi arkadaşız. Zaman zaman bunları konuşuyoruz tabii ki. Ama hemen söyleyeyim onu hiç kıskanmıyorum. Tam tersi çok gurur duyuyorum. Özenmek derseniz, o başka bir şey. Özendiğim anlar olmuştur. Siz şimdi bana Özgü’yü örnek veriyorsunuz, ben de kendi sınıfıma, kendi arkadaşlarıma bakıyorum. Çünkü benim dönemimden, benim sınıfımdan bugün bu noktada olan, yani popüler olan bir tek ben varım. Her şeyin bir zamanı var.
Bu zaman herkes için çok ayrı ve farklıdır. Çok iyi oyuncular var, ne yazık ki onlar 40 küsur yaşından sonra tanınıyor. Herkesin kendi kısmeti vardır. O yüzden ben çok rahatım. Çok umutluyum. İlla ki bir gün ödül alacağım.

E hadi o zaman...

- Bu sadece bana bağlı bir şey değil. Bu bir ekip işi. Doğru zamanda, doğru yerde olman gerekiyor ki, kendini gösterebilesin. Ben "hazırım" desem bile birlikte yol alacağım ekibin de aynı şekilde hazır olması gerekir. Her şeyin bir zamanı var. Bu zamanın çok yakın bir zaman olduğunu hissediyorum. Benim en çok istediğim şey, "bir sinema filmim" olsun diyen değil, bir derdi, bir hayali olan yönetmen ve senarist ile çalışmak.

Ki arkasından ödül gelsin...

- İnanın ödül gelmese de olur. Yeter ki derdi olan bir ekiple çalışayım. "Hadi bir film çekelim" diye başlanılan bir projenin iyi olması mümkün değildir. Ben "Bu konuyu irdeleyelim, bu konuyla insanların dikkatini çekelim, onları uyaralım, dürtelim" diyen heyecanlı, yüreğini ortaya koyacak bir ekibin içinde olmak istiyorum. Çünkü benim bir derdim var ve heyecanlıyım... Bu heyecanımı paylaşabilecek bir ekiple çalışmak da tek hayalim.

Ekrandaki görüntünüzü beğeniyor musunuz?

- Hem beğeniyorum hem de nefret ediyorum. Böyle olması çok normal...

Çok çocuksu, şeker birisiniz. Size böyle kadın kadın haller, seksi kadın durumu pek yakışmıyor...

- Siz bugüne kadar beni hiç seksi kadın rollerinde görmediniz ki... Görseniz ikna olurdunuz...

Bu fotoğraflarda biraz öylesiniz ama...

- Biraz dekolte bir durum var, evet... Dediğim gibi siz beni bugüne kadar hep sade rollerde gördünüz. Eğer seksi bir kadını canlandıracaksam, ben o kimliğe de bürünebilirim. Ben durup dururken oramı buramı açmak istemiyorum. Siz oynadığım roller gereği böyle hissediyorsunuz. Hep çocuksu rolleri oynadığım için siz beni böyle kabul ettiniz. Bu da benim başarılı olduğumu gösterir. Eğer en başında frapan bir kadın olsaydım, şu an benden şirin, tatlı bir kız olmaz /_np/7241/5467241.jpgdiye düşünürdünüz. Bu böyledir. Ayrıca her kadında, kadının her hali, şekli vardır. Yeri ve zamanı geldiğinde o haller ortaya çıkar.

Mesela damarınıza basıldığında "cadı" ya da "kötü" olur musunuz?

- Hayatımda "kötü kadın" gibi bir kodlama yok. Ben de herkes gibiyim. Sinirlendiğimde gerekirse küfür ederim, eğer biri bana saldırıyorsa kendimi korumak için ben de vurabilirim, saldırabilirim. Bunu yapmalıyım. Yapmıyorsam psikolojim bozuk demektir. Biri bana bağırdığında siniyorsam, bu benim sağlıksız olduğumu gösterir. Herkes beni kibar, naif görüyor. Bunun sebebi de biraz önce dediğim gibi canlandırdığım roller. Evet, kaba biri değilim ama söz konusu kendi hakkımı aramak olduğunda cadılaşabilirim. Herkes gibi...

Yeni bir proje var mı?

- Evet, var. Eylül ayında yayına girecek olan bir dizi filmde oynayacağım. Bu dizide Almanya’da çalışan bir işçi kadını canlandırıyorum. İşçi bir kadın ama öyle ilkokul mezunu falan değil. Eğitimli bir kadın. Töre konusu, kaçma kovalamaca da yok. Dizide çocuk sahibi, hayata pozitif bakan, aşka inancı sonsuz olan ama sonrasında kocasından dolayı bu inancı sarsılan, yine de umudunu yitirmeyen bir kadının hikayesi anlatılıyor. Tek başına bir aşk hikayesi değil, ama aşk hikayenin yüzde 50’sini oluşturuyor. Bir dizi söz konusu olduğunda, içinde aşk olması çok hoş.

Kimle oynayacaksınız?

- Şu an belli olan Erkan Petekkaya var. Diğer oyuncular belli değil.

Aşkın her halini seviyorum

Siz aşkınızı nasıl yaşarsınız?

Ben aşkın her halini çok seviyorum. Keşke bir sinema filmi olsa ve o filmde aşkın ağlatan, üzen hali gösterilse. Aşkın bu halleri, bir sinema filmine çok yakışır. Birbirinden kopamayan ama birbirini sürekli üzen, yaralayan, kıran bir aşk hikayesi çok güzel olur. Ve ben de o hikayenin içinde olmayı çok isterim. Ben aşkı nasıl yaşıyorum? Bu değil yıla, dakikaya göre bile değişiyor. Aşkı yaşama şekli, yaşla alakalı değildir. Yaşanmışlıklarla alakalıdır. Yaşanmışlık derken, sadece aşkla ilgili yaşanmışlıklardan söz etmiyorum. Hayatı yaşarken yaşadığın deneyimlerden, farkındalığını artıran şeylerden söz ediyorum.

Menajerim yok şanım yürüyor

Kariyerinizden memnun musunuz?

- Çok... Başta şunu söyleyeyim, hiçbir şey için acele etmiyorum. Çünkü erken ölmeyeceğimi düşünüyorum. Uzun bir hayatım olacak. İleriki yıllarda çok şey oynayacağım. 10 yıl sonra abla, anne, sonra anneanneler oynamaya başlayacağım. Bütün bu süreç beni çok heyecanlandırıyor. O yüzden bir acelem, telaşım yok. Yapabileceğim çok şey var ve hepsi de zamanla olacak. 31 yaşıma geldim diye paniklemiyorum. Ben sadece genç rollerini /_np/8655/5228655.jpgcanlandırmayacağım ki. Dediğim gibi anne de olacağım, anneanne de. Bu arada bugüne kadar yaptığım işlerden de çok memnunum. Benim menajerim yok Sema Hanım. Yaptığım her iş, bir sonrakinin referansı oluyor. İşimi aşkla, severek yapıyorum. Çok mutlu oluyorum. O yüzden içinde bulunduğum ortam da çok mutlu bir ortam oluyor. Çalıştığım ekip başka bir işe başladığında, beni de çağırıyor.

Yani şanınız yürüyor.

- Öyle... Biraz havalı bir tanım oldu ama evet, benim şanım yürüyor. O yüzden de asla menajere ihtiyaç hissetmedim

07 Temmuz 2008 Pazartesi

Yalanci Asik Dizisi 4.bolum

Yalancı Aşık Dizisi 4.bölüm videoları dizi yayınlandıktan hemen sonra Yalancı Aşık 4.bölüm özeti de çok kısa zamanda sitemize yüklenecektir..